İstanbul Siirtliler Derneği (SİDER) 1 Nisan 1987 tarihinde, Mithat YÜMLÜ, Nezir BAKIR, Halil EKİL, Edip TEKKOL, Cevdet ERKOYUNCU, Fethi HİNGİNAR, Raşit SEVİMLİKURT, Mizbah BAKIRCI ve Faraç YARDIM tarafından kuruldu.
Geçmişte SİDER gibi veya Siirt ismi ile kurulan ilk örgütlenmelerin başlangıç tarihi ; 28 Temmuz 1950’de, İstanbul Taksim Kristal Gazinosunda yapılan toplantıya, Siirt Yüksek Tahsil Gençlik ve Kültür Derneğinin kuruluşuna dayandığı bilinmektedir.
Bu anlamda SİDER,Siirtlilerin ilk örgütlenmesi olarak bilinen, Siirt Yüksek Tahsil Gençlik ve Kültür Derneğinin başlatmış olduğu bu ilk adımı günümüze kadar sürdüren bir kuruluş olarak bilinmelidir.
Ancak sürekli olarak gelişen ve değişen dünya koşullarında, ülkemizde yardımlaşma,dayanışma ve kültür gibi toplumsal temel değer yargılarıyla bir araya gelerek kurulan yöre derneklerinin de,yakın zamanımızda çağdaş, demokratik ve en önemlisi de bir Sivil Toplum Kuruluşu (STK) misyonuna sahip olması gerektiğini düşünmekteyiz.
1987’de kurulan derneğimiz başta İstanbul olmak üzere, yurdun çeşitli bölgelerine dağılmış Siirtlilerle, onların kurumlarıyla ve Siirt’te dayanışma ve yardımlaşma içerisinde olmuş, çalışmalarda bulunmuştur.
Bugün gelişen koşullar çerçevesinde gerek Dünya ve Türkiye genelinde gerekse Siirtliler arasındaki dernekleşme gibi gelişmeler, farklı dünya görüşlerinin yarattığı sonuçlar, giderek karmaşklaşan sorunları çözümleyerek, üstesinden gelme vb.konular artık klasik dernekçiliğin tıkandığını, “yardımlaşma” ve “dayanışma”nın kelime anlamlarının ötesinde evrensel anlamlar kazandığını görmekteyiz.
NE YAPTIK, NE YAPACAĞIZ?
Derneğimiz kuruluşundan sonra İstanbul’da yaşayan Siirtliler arasında kısa bir süre içinde etkin bir kuruluş haline geldi. Bunda o dönemlerde başkanlık yapan çeşitli yönetim kademelerinde bulunmuş Mithat Yümlü, Tuncay Atakan, Başar Akyürek, Nezir Bakır, Nimet Aytekin ve daha nice ismin katkısının çok büyük olduğunu belirtmek gerekir.
Bununla birlikte özellikle bu yıllarda Türkiye’de demokrasi kavramının toplumsal hayata daha değişik bir biçimde yansıması, 12 Eylül askeri rejiminden sonra oluşan özgürlük ortamında dernek, vakıf vb. örgütlenmelerin yüklendiği değişik anlamlar, bu kuruluşların yıllardır süregelen işlevini de değiştirmeye başladı.
Toplumun tüm kesimlerinde demokrasinin temelinin sivil topluma dayanması gerektiği yolunda tartışmalar hız kazanırken, işin değişen özü kavranıp, bu tür kuruluşlara farklı bir içerik yüklemek ve özünde bir aidiyetin dile getirilmesi olan “hemşehrilik” bilincini aşmak önem kazandı.
Bu bilince önem vererek, özellikle son yıllarda gerçek anlamda bir Sivil Toplum Kuruluşu olma yolunda önemli adımlar atan SİDER, şu anda kurumsal yapı açısından devam edegelen birçok soruna, Siirtliler arasındaki hemşehriliğin darkalıplarının aşılarak bir vatandaş bilincine dönüşmesi yolundaki ağır ilerleyişe rağmen belirli bir yere gelmiş ve benzeri dernekler arasında saygın bir yer elde etmiştir.
Geçen yıl gerçekleştirilen birçok etkinlik, savunduğumuz ilkelerin doğruluğunu kanıtlamış bulunmaktadır. Medyada adından sözettiren bir kuruluş olmanın yanısıra toplumun her kesimi tarafından takdir edilen SİDER’in birkaç etkinlğine işlevsel olarak değinmek istiyoruz.
Siirt’te Ege Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur tarafından yürütülmekte olan Türbe Höyük Kazısı çerçevesinde gerçekleştirilen “Haydi Çocuklar Kazıya” etkinliği, bir sivil toplum kuruluşunun tarih bilincinin özellikle gençler arasında yayılması ve geliştirilmesi yolunda verilmiş çok güzel bir örnekti.
Etkinliğin ilköğretim öğrencileri arasında yapılması, kazı alanında uygulamalı bir biçimde gerçekleştirilmesi, katılan gençlere bir yandan yaşadıkları topraklarda nasıl bir uygarlığın mirasına sahip olduklarını gösterirken diğer yandan da kendi aralarında ortak bir çalışma ve dayanışma bilincini geliştirmelerine neden oldu. Yakın bir gelecekte Ilısu Barajı’nın suları altında kalacak Türbe Höyük’te bu güzel anıları yaşamış olan bir gencin, yıllar sonra oluşacak olan gölün kıyısına gelip, erken Asur dönemine ait kalenin artık gölün suları altında kalmış yerini işaret ederken. “ben orada kazı yapmıştım...” demesini hayal etmek bile anlamlı.
SİDER olarak, bu ve benzeri etkinliklere devam edeceğiz.
İkinci olarak sivil toplum ve sivil toplum kuruluşları hakkında İstanbul Bilgi Üniversitesi STK Eğitim ve Araştırma Birimi ile ortaklaşa düzenlediğimiz “Başlangıç Düzeyi Kapasite Eğitimi” i güzel bir örnek olarak gösterebiliriz. Bu eğitim SİDER’in öncülük ettiği anlayışın diğer dernekler ve vakıflar arasında da benimsenmesi gerektiğini, bu tür kuruluşların temel görevlerinin en başta dar hemşehrilik bilincinden uzaklaşarak gönüllük ve haklar temelinde bir STK etrafında biraraya gelmek olduğunu kanıtlamıştır. Özellikle Siirt ilçe derneklerinden katılımın fazla olduğu eğitim, haftada bir gün olmak üzere toplam bir ay sürmüş ve sonunda katılımcılara birer sertifika verilmiştir.
Bu eğitim, SİDER’in diğer dernekler arasında öne çıkmasını ve öncü konuma gelmesini de sağlamış bulunmaktadır. Bu eğitimlere imkanlarımızın elverdiği ölçüde devam etmek amacındayız.
Üçüncü olarak bir anlamda mirasını devraldığımız ve İstanbul’daki Siirtlilerin daha dernekleşmenin yeni başladığı 1950’li yılların başında kurduğu ve 80’li yıllara kadar yaşattıkları Siirt Yüksek Tahsil Gençlik ve Kültür Derneği ile ilgili “Sider Bir Vefa Borcunu Ödüyor” adlı etkinlikten sözetmek gerekiyor.
Bunun da amacı Türkiye’de Cemiyetler Yasası’nın henüz yeni çıktığı yıllarda İstanbul’da üniversite öğretimine gelmiş olan Siirtli gençlerin nasıl bir dayanışma ruhu içinde hareket ettiğini ve ülke sorunlarını, kendi şehirlerinin sorunlarıyla birleştirerek, daha o yıllarda hemşehrilik bilincini geliştirerek, aşmaya çalıştıklarını gösteren, geçmişi bu yanlarıyla yeni kuşaklara aktarılmasını sağlayan bir etkinlik oldu.
Bunların dışında gerçekleştirilen konferans, anma günü vb. etkinlikler SİDER’in bir sivil toplum kuruluşu olarak değişimini ve çağımızın gereklerine uygun bir davranış içinde olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte benzeri tüm kuruluşların karşılaşmış olduğu mali sorunlarla birlikte kadro ve genç bir tabana sahip olma gibi sorunların SİDER’i de etkilediğini ve etkin bir hale gelmenin bunları aşmakla mümkün olduğunu belirtmek gerekir. Nitekim, SİDER bünyesinde oluşan GençSİDER’in yapmış olduğu etkinliklerin bu yolda atılan ilk adımlar oldu.
Bu nedenle de çalışmalarımıza yön verecek temel ilkenin “hemşehri derneğinden, sivil toplum kuruluşuna” olduğunu üzerine basarak tekrar ediyoruz.